Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr Mustafa Sarı’nın KOSDER Akademi’ye Müsilaj Sorunu ve Çözüm Yolları başlığıyla yaptığı sunumu KOSDER Akademi Başkanı Gökhan Özcan değerlendirdi. 

Prof. Dr. Mustafa Sarı Hocamızın sunumunu, sanırım herkes ilgiyle dinledi. Bir denizin katlini, o kadar sade ve anlaşılır bir dille anlattı ki… Nefes alamayan, oksijensizlikten bitmiş bir deniz… 1970’lerde, rengârenk balıklarla beraber yüzdüğüm Marmara Denizi... Sanki bir sunum değil, otopsi raporu sundu bizlere. Kısa kısa özetlemek gerekirse anladık ki: 

Müsilaj yeni bir şey değil! Hocamız 1,5 sene evvelinden uyarmış.

Nedeni, en çok akarsu ve atık boruları ile Marmara‘ya deşarj edilen endüstriyel ve tarımsal atıklar.

Hem de hiç arıtılmadan veya olması gerektiği kadar arıtılmadan.

Üstelik, Ergene Çayı evvelden Ege’ye dökülürmüş! Yunanistan uluslararası baskı yapmış, bizimkiler ne yapmış? Temizlenmesi veya arıtılması yerine, yönünü Marmara‘ya çevirmişler. Marmara atık suların toplanma alanı gibi.

Marmara, Mustafa hocamızın da belirttiği gibi denizin altında iki dağın arasında kalmış göl misali bir deniz. Alttan Akdeniz-Karadeniz yönünde bir akıntı var.

Biz bu akıntıya, denizin dibine uzattığımız borularla Marmara’nın tüm belediye atıklarını verip kurtuluyoruz. Nereye gidiyor? Karadeniz’e. Hamsinin memleketine…

Bir de Karadeniz’den bir yüzey akıntısı var, Akdeniz doğru… Sanıyorlar ki bu akıntı tertemiz. İmkânı var mı? O da pis, alttaki de pis…

Bu akıntılar kışın yavaşlıyor, yavaşlayınca da zaten durağan ve müsilaja yatkın bir deniz olan Marmara’dan atık yeterince çıkmıyor birikiyor.

Üstelik iklimin ısınması ile toksik etki daha da hızlanıyor.

        Ne Yapmak Lazım? 

Denizlere atıkların ulaşmaması lâzım. En azından biyolojik ve kimyasal arıtma olmadan, bir gram atık su deşarjına izin verilmemesi lazım. Buna, Ege’ye akarken yönü Marmara‘ya çevrilen Ergene ve diğer akarsular da dahil.

Karadeniz’e gidiyor diye, pisliği komşunun önüne süpürme metodunun terk edilmesi lazım, Karadeniz’in belki de en büyük ülke kıyısal şeridi bizde.

Denizcilik açısından, Marmara‘ya bir çöp atmak dahi yasak. Yani, regülasyonlara göre bizim sektörün denizi kirletme durumu yok. Tabii Marmara‘yı bir an evvel kurtarmak için demir atan gemilerin bölgelerinin eskiden olduğu gibi gece yarıları lağım kokmaması lazım. Ambar/tank yıkama sularının denize deşarj edilmemesi lazım.

Marmara Denizi’nden transit geçen gemilerin sıfır atıkla geçişinin sağlanması lazım.

Marmara’ya giren gemilerin BWT sistemlerine haiz olması, aksi takdirde balast suyu basmalarına engel olmak lazım.

Balıkçıların dip tarama yöntemi ile avlanmasına kesinlikle engel olmak lazım.

Ezcümle; hep beraber, Marmara için elimizden geleni yapmamız lazım. Küçükken rengârenk lapinlerle yüzdüğüm denizi özlüyorum.